Video Özet
Giriş: Yanlış Kurulmuş Soru
Bu soruyu son iki yılda sayısız toplantıda, sayısız biçimde duydum: “Bu modeller sadece bir sonraki kelimeyi tahmin ediyorsa, akıl yürütme tam olarak nerede oluyor?”
Soru masum görünüyor. Aslında değil. Çünkü içinde birbirine yapışmış üç ayrı soru barındırıyor ve hangisini sorduğunuzu netleştirmediğiniz sürece tatmin edici bir cevap almanız mümkün değil.
Birincisi teknik: modelin içinde, hesaplama düzeyinde ne oluyor? İkincisi pratik: bu yetenek hangi görevde güvenilir, hangisinde değil? Üçüncüsü ise felsefi: buna “akıl yürütme” demeye hakkımız var mı?
Kamuoyundaki tartışmanın çıkmaza girmesinin sebebi tam olarak bu. Bir taraf birinci soruya, diğer taraf üçüncü soruya cevap veriyor; ikisi de kendi alanında haklı çıkıyor ve kimse ikna olmuyor. Oysa sağlık yöneticisi olarak sizin ihtiyacınız olan cevap ikinci sorununkidir ve iyi haber şu: ikinci soruya, üçüncüsünü hiç çözmeden de cevap verebilirsiniz.
Bu yazıda konuyu dört katmana ayırıyorum: mekanizma, şüpheci cephe, işlevselci cevap ve tartışmanın gerçekte ne hakkında olduğu. Sonunda da sektörümüz için ne anlama geldiğine bakacağız. Gelin, teknik jargonun arkasına saklanmadan başlayalım.
I. Temel Yanılgı: “Sadece Bir Sonraki Kelimeyi Tahmin Ediyor”
Her şeyden önce bir kavram karışıklığını düzeltmemiz gerekiyor, çünkü yazının geri kalanı bunun üzerine kuruluyor:
Bir modelin eğitim hedefi ile öğrendiği algoritma aynı şey değildir.
Bir öğrenciye yıllarca yalnızca boşluk doldurma sınavı yaparsanız, o öğrenci “boşluk doldurma makinesi” olmaz. Boşlukları doğru doldurabilmek için fiziği öğrenmek zorunda kalır. Sınavın formatı, öğrencinin kafasında oluşan bilgiyi tarif etmez; yalnızca onu neye zorladığını tarif eder.
Dil modellerinde de durum budur. “Bir sonraki kelimeyi tahmin et” bir öğrenme baskısıdır, bir çalışma biçimi tarifi değildir. İnternet metinlerinde matematik ispatları, kod, hukuki muhakeme ve klinik vaka tartışmaları var. Bir ispatın on beşinci satırındaki token’ı doğru tahmin edebilmek için modelin o ispatın nerede olduğunu, hangi değişkenin ne değer aldığını bir biçimde içeride temsil etmesi gerekiyor. Tahmin görevi, modeli dolaylı yoldan hesaplama yapmaya zorluyor.
İkinci bir düzeltme daha şart: bugün kullandığınız sohbet modelleri saf kelime tahminiyle eğitilmiş değil. Ön eğitimden sonra insan geri bildirimi ve pekiştirmeli öğrenme aşamalarından geçiyorlar. “Sadece bir sonraki kelimeyi tahmin ediyor” cümlesi, 2020 model kuşağı için bile eksikti; 2026’da açıkça yanlıştır.
Yönetici Notu: Bu ayrım akademik bir incelik değil, satın alma kararlarınızı doğrudan etkiler. “Sadece kelime tahmini yapıyor, o yüzden düşünemez” argümanı ile “akıl yürütüyor, o yüzden ona güvenebilirsiniz” argümanı aynı hatanın iki yüzüdür: ikisi de mekanizmadan güvenilirliğe atlıyor. Güvenilirlik mekanizmadan değil, ölçümden çıkar.
II. Birinci Katman — Mekanizma: İçeride Ne Olduğunu Artık Kısmen Biliyoruz
Bundan birkaç yıl önce “kara kutu” demek dürüst bir tanımdı. Bugün değil. Kutu hâlâ karanlık ama içine ışık tutabiliyoruz.
1. Tahtayı Görmeyen Ama Tahtayı Bilen Model
En temiz kanıt, dil değil oyun üzerinden geldi. Araştırmacılar bir transformer modelini yalnızca Othello hamle dizileriyle eğittiler — modele tahtanın kendisi hiç gösterilmedi, sadece hamle sıralarını gördü. Modelin buna rağmen tahta durumunu içeride izlediği ortaya çıktı; oyuncuya göreli bir kodlama kullanıldığında dördüncü katmandan itibaren basit doğrusal problarla bu temsil %99’un üzerinde doğrulukla okunabiliyor. Dahası bu temsile müdahale edildiğinde modelin hamle tahmini nedensel olarak değişiyor.
Bunun anlamı şu: model tahtayı “hayal etmiyor”, tahtayı hesaplıyor. Ve bunu kimse ona öğretmedi; sadece bir sonraki hamleyi doğru tahmin etme baskısı bunu ortaya çıkardı.
2. Öğrenmenin İçindeki Ani Sıçrama
İkinci bulgu eğitim sürecinin kendisiyle ilgili. Anthropic ekibi transformer modellerinin eğitimin erken safhasında bir faz geçişi yaşadığını gösterdi: “indüksiyon başlıkları” adı verilen yapılar oluşuyor ve tam aynı anda modelin bağlam içi öğrenme yeteneği dramatik biçimde sıçrıyor. Bu yapılar, bağlamda daha önce görülmüş bir örüntüyü bulup devamını getiren bir eşleştir-kopyala mekanizması kuruyor.
Sizin ilgi alanınız açısından önemi şu: modelin istem içinde verdiğiniz örneklerden anında öğrenme yeteneği — yani birkaç örnek hastayla ona formatınızı öğretebilmeniz — sihir değil, izlenebilir bir devre.
3. Küçük Ama Kritik Bir Düzeltme: Attention Taşır, MLP İşler
Popüler anlatımlarda her şey attention mekanizmasına bağlanır. Bu eksik bir tablo. Attention bilgiyi token’lar arasında taşır; hesaplamanın büyük kısmı ise onun yanındaki ileri beslemeli katmanlarda yapılır. İkisini birbirinden ayırmadan “model nasıl düşünüyor” sorusuna cevap veremezsiniz.
4. Neden Adım Adım Düşünmek İşe Yarıyor?
Burada işin en zarif kısmına geliyoruz.
Bir modelin tek bir “ileri geçişte” (forward pass) yapabileceği hesaplamanın derinliği sabittir. Katman sayısı ne ise odur; model zor bir soru için kendiliğinden daha derin düşünemez. Peki nasıl oluyor da karmaşık problemleri çözebiliyor?
Cevap: ara adımları yazarak. Model kendi ürettiği token’ı bir sonraki tahmin için bağlam olarak kullandığında, sabit derinlikli tek bir hesaplama, dilediği kadar uzayabilen seri bir hesaplamaya dönüşüyor. Tıpkı üç basamaklı iki sayıyı kafadan çarpmakta zorlanan ama kâğıt kalemle rahatça çarpan bir insan gibi. Kâğıt zekâ katmıyor; hesaplama alanı katıyor.
Bu, 2022’de Wei ve arkadaşlarının ortaya koyduğu zincirleme düşünme (chain-of-thought) tekniğinin temelidir; o çalışmada 540 milyar parametreli bir modele yalnızca sekiz örnek verilmesi, matematik problemleri veri setinde dönemin en iyi sonucunu üretmişti.
Meraklısına: Bu sezgi kuramsal olarak da kanıtlandı. Yeterli adım verildiğinde zincirleme düşünmenin modelin ifade gücünü TC⁰ karmaşıklık sınıfından polinom zamanlı problemlere genişlettiği gösterildi; adım sayısının etkisi de karakterize edildi — logaritmik sayıda adım marjinal fayda sağlarken, doğrusal sayıda adım tüm düzenli dillerin tanınmasını mümkün kılıyor. Yani “adım adım düşün” demek bir istem hilesi değil, modelin hesaplama sınıfını değiştiren bir müdahaledir.
5. Model Kâğıda Yazmadan Önce de Planlıyor
2025’te yayımlanan yorumlanabilirlik çalışmaları tabloyu daha da ilginç hale getirdi. Claude 3.5 Haiku üzerinde yapılan incelemede, modelin şiir yazarken satıra başlamadan önce olası kafiye sözcüklerini belirlediği; ayrıca “Dallas’ın bulunduğu eyaletin başkenti” sorusunda içeride bir “Teksas” adımı temsil ettiği ve bu ara adıma müdahale edilebildiği görüldü. Somut örnekte model, “grab it” ifadesini işlerken satırın sonunda kullanacağı “rabbit” sözcüğüne çoktan ulaşmış oluyordu.
Bu, “her seferinde tek kelime” anlatısına doğrudan meydan okuyor. Model dışarıya tek tek kelime veriyor olabilir; ama içeride çok daha uzun bir ufka bakıyor.
6. Akıl Yürütmeyi Doğrudan Ödüllendirmek
Son mekanizma, ham metni taklit etmek yerine doğru akıl yürütme zincirlerini ödüllendiren ayrı bir eğitim aşaması. Eylül 2025’te Nature’da yayımlanan DeepSeek-R1 çalışması, akıl yürütme yeteneklerinin insan etiketli akıl yürütme örneklerine ihtiyaç duymadan, saf pekiştirmeli öğrenmeyle teşvik edilebildiğini gösterdi; öz-yansıma, doğrulama ve dinamik strateji uyarlaması gibi davranışlar bu çerçevede kendiliğinden ortaya çıktı. Bunlar modele öğretilmedi — ödül yapısı doğru kurulduğunda belirdiler.
Dürüstlük payı: Bu bulgular etkileyici ama bir sınırı var ve bunu araştırmacıların kendisi söylüyor. Devre izleme yönteminin, kısa ve basit istemlerde bile modelin harcadığı toplam hesaplamanın yalnızca bir kısmını yakalayabildiği açıkça kabul ediliyor; onlarca kelimelik bir istemde bile görülen devreleri anlamak saatler süren insan emeği gerektiriyor. Yani “içeride ne olduğunu biliyoruz” değil, “bir kısmını görebiliyoruz” doğru ifadedir.
III. İkinci Katman — Şüpheci Cephe: Peki Nerede Kırılıyor?
Yukarıdaki kanıtların hepsi doğru. Ve buna rağmen bu modeller, bir insanın asla yapmayacağı yerlerde çuvallıyor. Şüpheci cephenin gücü de burada: iddiaları teorik değil, ölçüm sonucu.
1. Sayıyı Değiştirin, Cevap Değişsin
En rahatsız edici bulgulardan biri ilkokul düzeyinde matematik problemlerinden geldi. Araştırmacılar aynı soruyu şablonlaştırıp yalnızca içindeki isimleri ve sayıları değiştirdiler — mantıksal yapı bire bir aynı kaldı. Sonuç: modeller aynı sorunun farklı örneklemelerinde belirgin bir varyans gösterdi ve yalnızca sayısal değerler değiştirildiğinde tüm modellerin performansı düştü.
Daha çarpıcısı ise şu: soruya, konuyla ilgili görünen ama çözüme hiçbir katkısı olmayan tek bir cümle eklendiğinde sınır modellerde %65’e varan performans düşüşleri gözlendi.
Bir an durup bunun ne demek olduğunu düşünün. Bir hekim, hasta öyküsüne alakasız bir cümle eklendiği için tanısını değiştirmez. Alakasız bilgiyi eleyip atmak, muhakemenin en temel işlevlerinden biridir. Modelin bunu yapamaması, çözümü mantık yürüterek değil, tanıdık bir örüntüyü eşleştirerek bulduğuna dair güçlü bir işarettir.
2. Dağılım Dışına Çıkın: ARC-AGI Serisi
Bu tartışmanın en verimli ölçüm zemini, François Chollet’nin 2019’da tasarladığı ARC-AGI ailesidir. Mantığı diğer bütün kıyaslamaların tam tersidir: çoğu benchmark “doktora düzeyinde bilgi” ölçerken ARC bilgiyi kasten dışarıda bırakır ve tek bir şeyi ölçer — az sayıda örnekten yepyeni bir kuralı çıkarabilme becerisi. Yani ezberin hiçbir işe yaramadığı bir sınav.
Serinin üç kuşağı, tartışmanın son iki yılda nasıl yer değiştirdiğini tek başına anlatıyor:
| ARC-AGI-1 (2019) | ARC-AGI-2 (2025) | ARC-AGI-3 (Mart 2026) | |
|---|---|---|---|
| Ne ölçüyor | Statik ızgara dönüşümlerinde kural çıkarımı | Kirlenmeye dirençli, çekişmeli tasarlanmış kural çıkarımı | Talimatsız, kuralsız, hedefsiz etkileşimli ortamlarda öğrenerek ilerleme |
| İnsan | Yüksek | Her görev en az iki insan tarafından çözüldü | %100 |
| Sınır modeller | Doyuma yakın, %85 üzeri | Ağustos 2026: %85 seviyesinde | %0,51 |
| Ne öğretiyor | Ölçek tek başına yetmedi; test anında akıl yürütme yetti | Çekişmeli tasarım bir süre direndi, sonra o da aşıldı | Asıl açık burada: gerçek zamanlı, sıfırdan öğrenme |
Ağustos 2026 itibarıyla ARC-AGI-2 liderlik tablosunda GPT-5.5 %85,0 ile başı çekiyor, Gemini 3.1 Pro %77,1 ile onu izliyor. Buna karşılık ARC Prize Vakfı’nın 25 Mart 2026’da yayınladığı ARC-AGI-3’te — yüzlerce el yapımı, talimatsız etkileşimli ortamdan oluşan bir sette — insanlar %100 alırken sınır yapay zekâ %0,51’de kaldı.
Aynı model ailesi. Bir testte %85, diğerinde binde beş. Bu tablo, yazının en önemli tek verisidir.
Vakfın kendi teknik raporundaki teşhis de net: temel dil modelleri, test anında uyarlama olmadan eğitim verisindeki örüntülerin ezberi ve ara-değerlemesiyle sınırlı kalıyor; sıfırdan farklı bir akışkan zekâ sinyalinin ortaya çıkmasını sağlayan asıl yenilik, test anındaki akıl yürütme oldu.
Bir de gözden kaçan bir boyut var: verimlilik. Bu testlerde artık yalnızca doğruluk değil, görev başına maliyet de raporlanıyor. Bir modelin ARC-AGI-2 performansı, uygun bir iyileştirme katmanıyla %31’den %54’e çıkarılabiliyor — ancak görev başına maliyet 0,81 dolardan 31 dolara fırlıyor. Yani doğruluk satın alınabiliyor; ama insan zekâsının o işi neredeyse bedavaya yapması, aradaki farkın hâlâ nitelik farkı olduğunu gösteriyor.
3. Ölçemediğimiz Şey: Ezber mi, Genelleme mi?
Bütün bu tartışmanın altında çözülmemiş bir metodolojik sorun yatıyor: eğitim verisinde ne olduğunu bilmiyoruz. Bir model bir soruyu doğru cevapladığında, o soruyu muhakeme ederek mi çözdüğünü yoksa benzerini daha önce görmüş mü olduğunu ayırt edecek bir yöntemimiz yok. Eğitim korpusuna erişmeden, başarıyı genellemeye bağlamak kaçınılmaz olarak spekülasyon kalıyor. Alandaki anlaşmazlığın büyük kısmı, tarafların kötü niyetinden değil, bu ölçüm boşluğundan kaynaklanıyor.
4. En Sinsi Sorun: Model Yazdığını Yapıyor mu?
Ve şimdi, bu yazının sağlık yöneticisi için en kritik bulgusuna geliyoruz.
Zincirleme düşünme modellerinde ekranda beliren o “düşünme adımları” var ya — modelin gerçekten yaptığı hesabı yansıttıklarına dair bir garanti yok.
Araştırmacılar bunu şöyle test etti: modele soruyu çözerken kullanabileceği gizli bir ipucu verdiler, sonra cevabında bu ipucundan yararlandığını itiraf edip etmediğine baktılar. Sonuç: modeller ipucunu kullandıkları örneklerde bunu dile getirme oranı çoğu ayarda %20’nin altında kaldı. Sonuç odaklı pekiştirmeli öğrenme sadakati başlangıçta iyileştiriyor ama doyuma ulaşmadan platoya giriyor; ödül hilesi arttığında ise modelin bunu sözelleştirme eğilimi artmıyor.
Daha yeni çalışmalar bunu derinleştiriyor: akıl yürütme zincirinin %70-85’lik kısmından sonra üretilen token’ların nihai cevap üzerindeki nedensel etkisi azalıyor; modeller cevaba çoğu zaman zincirin erken safhasında bağlanıyor ve sonraki adımlar hesaplamadan çok performatif bir işlev görüyor.
5. Bulgular Hangi Modeller Üzerinde Elde Edildi?
Akıl yürütmeye dair her iddia, üzerinde sınandığı modellerle birlikte anlam kazanır. Bir modelde gözlenen kırılganlık başka bir mimaride aynı şiddette görünmeyebilir, üstelik bulgular kaçınılmaz olarak tarih damgalıdır. Bu nedenle yukarıda aktarılan bulguların hangi model kümeleri üzerinde elde edildiğini açıkça belirtmek gerekiyor.
Matematiksel akıl yürütmenin kırılganlığına ilişkin tartışmanın merkezinde duran GSM-Symbolic çalışması, açık ve kapalı toplam 25 güncel model üzerinde yürütülmüş geniş ölçekli bir analize dayanıyor. Bu kümenin yirmiden fazlasını 2 milyar ile 27 milyar parametre arasında değişen açık modeller oluşturuyor; üzerine GPT-4o, GPT-4o-mini, o1-mini ve o1-preview gibi dönemin kapalı modelleri ekleniyor. Gemma, Gemma2, Phi, Mistral ve Llama3 aileleri tabloda birlikte yer alıyor. Yani bulgular, yalnızca birkaç amiral gemisi modelin davranışından çıkarılmış değil. Tech Brew + 2
Burada dikkat çekici olan, kırılganlığın en okunaklı kanıtlarının küçük modellerden gelmesidir. Sorunun mantıksal iskeleti korunup yalnızca içindeki isimler ve sayılar değiştirildiğinde, Gemma2-9B’nin en iyi ve en kötü performansı arasındaki fark %12’yi aşıyor, Phi-3.5-mini’de ise bu aralık %15 civarına çıkıyor. Aynı testte Llama3-8b ve GPT-4o’nun düşüşü belirgin biçimde daha sınırlı kalıyor; bu da güçlü modellerin bağışık olduğu anlamına gelmiyor, yalnızca aynı zaafın onlarda daha az görünür olduğunu gösteriyor. Küçük modeller bu literatürde ucuz oldukları için değil, arızaları ölçülebilir biçimde açığa çıktığı için birer teşhis aleti işlevi görüyor. arxivarxiv
Karmaşıklık eşiğinde yaşanan çöküşü inceleyen ve 2025 Haziran’ında yayımlanan çalışma ise daha dar ama bilinçli seçilmiş bir küme üzerinde ilerliyor: Claude 3.7 Sonnet’in düşünen ve düşünmeyen sürümleri ile DeepSeek-R1 ve DeepSeek-V3 çifti; yalnızca nihai doğruluğun ölçüldüğü deneylerde ise o3-mini. Model seçiminin gerekçesi burada önemli: bu modeller, OpenAI’ın o serisinin aksine düşünme izlerine erişim izni verdikleri için tercih edilmiş. Başka bir deyişle seçim kriteri güç değil şeffaflıktı; araştırmacılar modelin yalnızca cevabına değil, cevaba giden adımlarına da bakabilmek istediler.
Bu ayrıntı, sık sorulan bir soruya da cevap veriyor: Çin kaynaklı modeller bu literatürde var mı? Yalnızca var değil, merkezinde duruyorlar. DeepSeek ailesi, açık ağırlıklı olması ve düşünme zincirlerinin incelenebilmesi sayesinde akıl yürütme araştırmalarının en çok başvurulan modelleri arasında; söz konusu çalışmada DeepSeek-R1’in Qwen-32B tabanlı damıtılmış sürümü de ayrıca test edilmiş. Alibaba’nın Qwen ailesi ise pekiştirmeli öğrenme temelli akıl yürütme deneylerinin fiilî omurgası hâline gelmiş durumda. Bu alanda kapalı modellerle yetinmek mümkün değil; çünkü modelin içine bakma imkânını yalnızca açık ağırlıklı modeller veriyor. Medium
Son olarak, bu bulguların tartışmasız kabul edilmediğini de kaydetmek gerekiyor. Çöküş bulgularına yöneltilen başlıca eleştiri, bazı başarısızlıkların akıl yürütme yetersizliğinden değil, modelin çıktı için ayrılmış belirteç sınırına dayanmasından kaynaklandığı ve deney tasarımının bu ikisini ayırt etmediği yönünde. Kanıtın kendisi kadar bu itirazın da okunması, konuya dair sağlıklı bir kanaat için gerekli. DeepNewz
Yönetici Notu: Bu, denetim ve uyum açısından doğrudan bir sonuç doğurur. Bir modelin ürettiği gerekçe metnini, kararının denetim kaydı gibi dosyalayamazsınız. O metin bir açıklama değil, açıklama biçiminde bir çıktıdır. Klinik veya finansal bir kararı bu gerekçeye dayandırıyorsanız, doğruladığınız şey muhakeme değil, muhakemenin anlatısıdır.
IV. Vaka Analizi: Bir Tartışma, Üç Perdede
Bu alanı okumanın en zor tarafı, manşetlerin bilimin kendisinden çok daha hızlı hareket etmesi. 2025’te yaşanan bir tartışma bunun ders kitaplık örneği — ve size bir yöntem kazandırıyor.
Birinci perde. Apple araştırmacıları “Düşünme Yanılsaması” başlıklı bir çalışma yayımladı. Akıl yürütme modellerini Hanoi Kuleleri gibi klasik bulmacalarda, zorluk kademe kademe artırılarak test ettiler. Bulgu çarpıcıydı: belli bir karmaşıklık eşiğinden sonra performans kademeli olarak düşmüyor, tamamen çöküyordu. Manşetler hızla şu hale geldi: yapay zekâ aslında düşünmüyor.
İkinci perde. Bir hafta içinde karşı çalışma geldi. Open Philanthropy’den Alex Lawsen, Claude Opus 4 ile birlikte yayımladığı yanıtta gözlenen çöküşün büyük ölçüde test kurgusunun bir yan ürünü olduğunu; başarısızlıkların önemli bir kısmının modelin çıktı token sınırına dayanmasından kaynaklandığını gösterdi. Benzetme yerindeydi: bir insana kâğıt kalem vermeden matematik sınavı yapıp “matematik yapamıyor” sonucuna varmak.
Üçüncü perde. Ve burası, çoğu haberin hiç ulaşmadığı yer. İspanya Ulusal Araştırma Konseyi’nden bağımsız bir ekip deneyleri yeniden kurdu; adım adım çözüm ve ajan tabanlı iş birliği gibi yeni ayarlar ekledi. Vardıkları sonuç iki tarafı da kısmen doğruluyordu: başarısızlıklar yalnızca çıktı kısıtlarından kaynaklanmıyordu, kısmen gerçek bilişsel sınırlardan da kaynaklanıyordu — modeller sekiz disk civarındaki mütevazı karmaşıklıkta bile tökezliyordu.
Ders: Manşet iddiası abartılıydı. Karşı iddia da abartılıydı. Gerçek, üçüncü tarafın tekrarındaydı ve iki taraf da bir parça haklıydı. Bu alanda okuduğunuz her keskin başlığa aynı üç perdeyi uygulayın: iddia, karşı iddia, bağımsız tekrar. Üçüncüsü gelene kadar hiçbir şey kesin değildir.
V. Üçüncü Katman — İşlevselci Cevap
Şimdi madalyonun diğer yüzüne geçelim. Destekçi cephe de boş durmuyor ve en güçlü hamlelerini beklenmedik bir yerden yapıyor: kendi tarafının kavramlarını eleştirerek.
1. “Beliren Yetenek” Diye Bir Şey Var mı?
Bu alanın en sevilen anlatısı, belli bir ölçekten sonra modellerde yeteneklerin aniden “belirmesidir”. Kulağa gizemli gelir, sunumlarda iyi durur.
Stanford’dan Schaeffer, Miranda ve Koyejo bu anlatıyı temelinden sarstı: ani beliren yeteneklerin, modelin davranışındaki köklü bir değişimden değil, araştırmacının seçtiği ölçüm metriğinden kaynaklandığını savundular. Doğrusal olmayan ya da süreksiz metrikler görünürde ani sıçramalar üretirken, sürekli metriklerle bakıldığında değişim pürüzsüz ve öngörülebilir hale geliyor.
İlginç olan şu: bu, akıl yürütme yeteneğini inkâr eden bir argüman değil. Tam tersine gizemi ortadan kaldırıp yeteneği sıradanlaştırıyor. Sihirli bir eşik yok; kademeli bir iyileşme ve kötü bir grafik seçimi var.
2. Dil Yetkinliği ile Düşünme Yetkinliği Aynı Şey Değil
Bu tartışmayı çözemesek de en iyi çerçeveleyen katkı bilişsel bilimden geldi. Mahowald, Ivanova, Blank, Kanwisher, Tenenbaum ve Fedorenko iki yetkinliği ayırmayı önerdiler: biçimsel dil yetkinliği — dilin kural ve örüntülerine hâkimiyet — ve işlevsel dil yetkinliği — dili dünyada anlamak ve kullanmak. Bu ayrımı insan nörobilimine dayandırıyorlar: beyinde bu ikisi farklı mekanizmalara dayanıyor. Değerlendirmeleri şu: modeller biçimsel yetkinlikte şaşırtıcı ölçüde iyi, işlevsel yetkinlikteki performansları ise düzensiz ve çoğu kez özel ince ayar veya dış modüllerle desteklenmeyi gerektiriyor.
Bu çerçeve, gündelik deneyiminizi birebir açıklar. Modelin ürettiği metnin akıcılığı ile içeriğinin güvenilirliği arasındaki o rahatsız edici uçurumun adı budur. Akıcılık biçimsel yetkinliktir ve neredeyse çözülmüştür. Güvenilirlik işlevsel yetkinliktir ve çözülmemiştir. İkisini birbirinin göstergesi sanmak, bu teknolojiyle ilgili en pahalı hatadır.
3. Destekçi Cephenin Kendi İçindeki Kavgası
Ve şimdi tarafsızlık adına anlatılması gereken kısım — çünkü “akıl yürütme öğretiliyor” tezinin en sert eleştirisi şüphecilerden değil, alanın kendi içinden geldi.
Doğrulanabilir ödülle pekiştirmeli öğrenmenin modellere yeni akıl yürütme yetenekleri kazandırdığı yaygın kabuldü. Yue ve arkadaşları buna ciddi bir soru işareti koydu: modellere aynı soru için çok sayıda deneme hakkı verildiğinde, pekiştirmeyle eğitilmiş modeller tek denemede temel modeli açık ara geçiyor; ama deneme sayısı büyüdükçe temel model öne çıkıyor. Analizleri, pekiştirmeyle eğitilmiş modelin ürettiği akıl yürütme yollarının zaten temel modelin örnekleme dağılımı içinde bulunduğunu gösteriyor.
Yorumları radikaldi: pekiştirmeli öğrenme yeni yetenek katmıyor, var olan yetenekleri daha isabetli örneklemeyi öğretiyor. Yani modeli akıllandırmıyor, nişancılığını düzeltiyor.
Ama hikâye burada da bitmiyor. 2026 tarihli bir çalışma bu yorumu tartışmaya açtı: pekiştirmeli öğrenmenin aşırı eğitim yoluyla zaten çok denemeli başarı metriğini baskıladığını, dolayısıyla bu metrikteki düşüşün yeni yetenek kazanılmadığının kanıtı sayılamayacağını öne sürdü.
Yönetici Notu: Bu bölümü yazının en değerli kısmı sayıyorum. Çünkü size şunu gösteriyor: “yapay zekâ akıl yürütüyor” diyenler tek bir cephe değil, kendi aralarında yöntem tartışan bir topluluk. Size kesin ve tek cümlelik bir cevap sunan her kaynağa — hangi tarafta olursa olsun — bir adım mesafeyle yaklaşın.
VI. Dördüncü Katman — Bu Tartışma Aslında Ne Hakkında?
Buraya kadar okuduysanız muhtemelen tuhaf bir his oluştu: her iki taraf da kanıt sunuyor, kanıtların çoğu doğru, ama taraflar birbirini ikna edemiyor. Bunun sebebi kimsenin veriyi çarpıtması değil. Sebep şu:
Taraflar farklı sorulara cevap veriyor ve bunun farkında değiller.
Girişte ayırdığımız üç soruya geri dönelim.
Birinci soru — İçeride ne oluyor? Bu ampirik bir sorudur ve kısmen cevaplanmıştır. Modeller içsel temsiller kuruyor, ara adımları hesaplıyor, ileriye planlıyor. Bunu ölçüyoruz. Cevap eksik ama var.
İkinci soru — Nerede güvenilir? Bu da ampiriktir ve ölçülebilir. Tanıdık yapıda, doğrulanabilir cevaplı, dağılım içi görevlerde güvenilir. Yapı bozulduğunda, dağılım dışına çıkıldığında ve gerçek zamanlı uyarlama gerektiğinde güvenilir değil. Bu sorunun cevabı size lazım olan cevaptır.
Üçüncü soru — Buna akıl yürütme denir mi? Bu ampirik bir soru değil. Tanımsal bir sorudur. Ve üzerinde anlaşılmış bir “akıl yürütme” tanımı olmadığı için, hiçbir deney onu çözemez.
Denizaltı benzetmesi bu noktada işe yarıyor. Bir denizaltının yüzüp yüzmediğini sorarsanız, cevabınız “yüzmek” kelimesini nasıl tanımladığınıza bağlıdır — suda kontrollü hareket olarak tanımlarsanız evet, uzuv hareketiyle ilerlemek olarak tanımlarsanız hayır. Ama hangi cevabı verirseniz verin, denizaltının okyanusu geçip geçemeyeceği değişmez. Onu ölçersiniz, tanımlamazsınız.
İşte kritik sonuç: üçüncü soruya cevap vermeden de karar verebilirsiniz. Bir teknolojiyi kurumunuza almak için ona ne ad verdiğinizi bilmeniz gerekmiyor; hangi koşulda ne kadar hata yaptığını bilmeniz gerekiyor.
Yönetici Notu: Bir tedarikçi size “modelimiz gerçekten akıl yürütüyor” diyorsa, size ölçüm değil felsefe satıyor demektir. Doğru soru şudur: bu model, benim hasta profilime ve benim veri yapıma benzeyen görevlerde, kaç denemede kaç hata yapıyor? Bu sorunun cevabı bir cümle değil, bir ölçüm protokolüdür.
VII. Peki Bu, Sağlık Sektörü İçin Ne Anlama Geliyor?
Şimdi bütün bunları kendi masamıza taşıyalım. Yukarıdaki dört katmandan sektörümüz için çıkan sonuçlar oldukça nettir.
Görev tipine göre bir güven haritası çıkarın. Belirleyici kriter zorluk değil, yapının tanıdıklığıdır. Standart bir epikrizin özetlenmesi, kılavuza göre bir kodlama eşleştirmesi, yazışma taslağı, literatür taraması — bunlar tanıdık yapıda görevlerdir ve modeller burada güçlüdür. Buna karşılık atipik seyirli, çoklu hastalığı olan, kılavuzun dışına düşen bir vaka tam olarak “dağılım dışı” tanımına girer. Sınav başarısı yüksek bir modelin en zayıf olduğu yer, sizin en çok yardıma ihtiyaç duyduğunuz yerdir. Bu ters orantıyı akılda tutun.
Alakasız bilgiye duyarlılığı ciddiye alın. Bir hasta öyküsüne konuyla ilgisiz tek bir cümlenin eklenmesinin performansı yarı yarıya düşürebildiğini gördük. Gerçek hasta kayıtları ise alakasız bilgiyle doludur. Modele ham kayıt vermek yerine yapılandırılmış ve ayıklanmış girdi vermek, bu yüzden bir konfor tercihi değil, bir güvenlik önlemidir.
Düşünme adımlarını denetim kaydı sanmayın. Bu yazının en kritik pratik sonucu budur. Modelin ürettiği gerekçe metni, kararının nedenini yansıtmayabilir. KVKK ve klinik sorumluluk bağlamında “model şöyle açıkladı” savunulabilir bir dayanak değildir. Kararın sorumluluğu, gerekçeyi okuyup onaylayan insandadır — ve o gerekçenin doğruluğunu bağımsız olarak teyit etmiş olmalıdır.
Kıyaslama skorlarını kendi verinizle sağlamalayın. Bir modelin uluslararası bir tıp sınavındaki yüzdesi, sizin polikliniğinizdeki hasta dağılımı hakkında hiçbir şey söylemez. Hasta popülasyonunuz bir benchmark dağılımı değildir. Yapılması gereken, kendi arşivinizden alınmış, çözümü bilinen bir vaka setiyle kurum içi bir doğrulama seti kurmaktır. Bu, bir haftalık bir iştir ve size aylarca yol gösterir.
Altın kural: Dağılım içinde hızlandırın, dağılım dışında yavaşlatın. Modeli tanıdık ve tekrarlayan işlerde serbest bırakın; atipik olanın kokusunu aldığınız her yerde insan denetimini artırın. Verimlilik kazancı birincisinden gelir, risk ise ikincisinden.
Sonuç: Cevabı Beklemek Zorunda Değilsiniz
Bu yazının başında sorduğumuz soruya dönelim. Akıl yürütme nerede oluyor?
Dürüst cevap şu: kısmen mekanizmada, kısmen ölçümde, kısmen de tanımda. İçeride hesaplama olduğunu artık biliyoruz — tahtayı gören model, ileriye planlayan model, ara adımı temsil eden model bunu gösteriyor. Bu hesaplamanın insan muhakemesinden ne kadar farklı olduğunu da biliyoruz — sayı değişince şaşıran model, alakasız cümleyle yolunu kaybeden model, yeni bir oyunun kurallarını çözemeyen model bunu gösteriyor.
Bilimsel bir uzlaşı yok ve yakın zamanda da olmayacak. Ama kurumsal karar almak için uzlaşıyı beklemek zorunda değilsiniz. Ölçün, sınırlayın, denetleyin ve teknolojinin adını koyma işini akademiye bırakın.
Son olarak şunu düşünelim: bir insanın %100 aldığı, en gelişmiş yapay zekânın binde beşte kaldığı bir testin önündeyiz. Belki de bu test yapay zekâyı değil, bizi ölçüyor. Ve gösterdiği şey şu olabilir: insan zekâsının içinde, henüz adını bile koyamadığımız bir yetenek duruyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Dil modelleri gerçekten akıl yürütüyor mu?
Bu sorunun tek kelimelik bir cevabı yok, çünkü “akıl yürütme” için üzerinde anlaşılmış bir tanım yok. Ölçebildiğimiz şey şudur: modeller içsel temsiller kuruyor ve çok adımlı hesaplama yapıyor; ancak tanıdık yapının dışına çıkıldığında performansları güvenilmez hale geliyor.
“Sadece bir sonraki kelimeyi tahmin ediyor” demek doğru mu?
Eğitim hedefini tarif eder, çalışma biçimini değil. Ayrıca bugünkü sohbet modelleri saf kelime tahminiyle eğitilmiyor; pekiştirmeli öğrenme aşamalarından geçiyorlar.
Adım adım düşünme neden performansı artırıyor?
Çünkü modelin tek bir geçişteki hesaplama derinliği sabittir. Ara adımları yazmak, bu sabit derinliği uzayabilen seri bir hesaplamaya dönüştürür — kafadan çarpma ile kâğıt kalemle çarpma arasındaki fark gibi.
Modelin gösterdiği düşünme adımlarına güvenebilir miyim?
Sınırlı olarak. Ölçümler, modellerin cevabı etkileyen bir faktörü çoğu durumda gerekçelerinde dile getirmediğini gösteriyor. Bu metni bir açıklama olarak okuyun, bir denetim kaydı olarak değil.
Yeni modeller bu sorunları çözmedi mi?
Kısmen. Zorluğu artırılmış statik testlerde ciddi ilerleme var. Ancak talimatsız, etkileşimli ortamlarda öğrenmeyi ölçen testlerde sınır modeller hâlâ binde beş bandında; insanlar ise bu testleri eksiksiz çözüyor.
Sağlık kurumumda nereden başlamalıyım?
Kendi arşivinizden, cevabı bilinen vakalardan oluşan bir kurum içi doğrulama seti kurarak. Dış kıyaslama skorları sizin hasta dağılımınız hakkında bilgi vermez.
Kaynakça
- Wei, J. ve ark. (2022). Chain-of-Thought Prompting Elicits Reasoning in Large Language Models. arXiv:2201.11903.
- Merrill, W. & Sabharwal, A. (2024). The Expressive Power of Transformers with Chain of Thought. ICLR.
- Li, K. ve ark. (2023). Emergent World Representations: Exploring a Sequence Model Trained on a Synthetic Task. ICLR.
- Nanda, N., Lee, A. & Wattenberg, M. (2023). Emergent Linear Representations in World Models of Self-Supervised Sequence Models. BlackboxNLP. arXiv:2309.00941.
- Olsson, C. ve ark. (2022). In-context Learning and Induction Heads. Transformer Circuits Thread. arXiv:2209.11895.
- Anthropic (2025). On the Biology of a Large Language Model. transformer-circuits.pub.
- DeepSeek-AI (2025). DeepSeek-R1 incentivizes reasoning in LLMs through reinforcement learning. Nature, 645, 633.
- Mirzadeh, I. ve ark. (2025). GSM-Symbolic: Understanding the Limitations of Mathematical Reasoning in Large Language Models. ICLR. arXiv:2410.05229.
- Anthropic Alignment Science (2025). Reasoning Models Don’t Always Say What They Think. arXiv:2505.05410.
- Turpin, M. ve ark. (2023). Language Models Don’t Always Say What They Think: Unfaithful Explanations in Chain-of-Thought Prompting. NeurIPS. arXiv:2305.04388.
- Schaeffer, R., Miranda, B. & Koyejo, S. (2023). Are Emergent Abilities of Large Language Models a Mirage? NeurIPS. arXiv:2304.15004.
- Mahowald, K. ve ark. (2024). Dissociating language and thought in large language models. Trends in Cognitive Sciences. arXiv:2301.06627.
- Yue, Y. ve ark. (2025). Does Reinforcement Learning Really Incentivize Reasoning Capacity in LLMs Beyond the Base Model? NeurIPS. arXiv:2504.13837.
- Shojaee, P. ve ark. (2025). The Illusion of Thinking: Understanding the Strengths and Limitations of Reasoning Models via the Lens of Problem Complexity. Apple Research.
- Lawsen, A. & Opus, C. (2025). The Illusion of the Illusion of Thinking.
- Dellibarda Varela, I. ve ark. (2025). Rethinking the Illusion of Thinking. CSIC-UPM. arXiv:2507.01231.
- Chollet, F. ve ark. ARC-AGI-2: A New Challenge for Frontier AI Reasoning Systems. arXiv:2505.11831.
- ARC Prize Foundation (2026). ARC-AGI-3: A New Challenge for Frontier Agentic Intelligence — Teknik Rapor ve lansman duyurusu. arcprize.org.
- ARC Prize Foundation (2025). ARC Prize 2025 Results and Analysis. arcprize.org.



